28/10/2009 - Ölmeyen bir sevgiliye âşık ol..

Sen kamışsın, ucunu kesmezsen küt diye kalır.
Nefis yongasını da atacaksın ki o zaman;
“Ben o kudsi ruhun elindeki kamışım.İmzamı ha atmışım ha atmamışım.” NFK
Kendi nefsini sıfırlayacaksın ki; O sende ne melodiler çıkaracak, ne melodiler çıkaracak.
Allah’a bir ney olmamız lâzım. Allah’ın mânâsı bizden nasıl yansıyacak?Ama biz nefsimizi kütük gibi kendimizden yok etmediğimiz takdirde manâ çıkmıyor.
Allah da böyle diyor: Sen kendini sıfırla ki ben sana ikram edeyim.
Ama sen, "Bende var,sağol" diyorsun oldu mu?
Nasıl ikram etsin ki sana?
Kerem sahibi karşı tarafta bir fakirlik görecek ki sana ikram etsin.
Adam zaten her tarafı altınlarla kaplanmış, hiç aczini belli etmiyor. Hiç acz ve fakrını belli etmiyor. Sen,ona ne hediye etmek isteyebilirsin ki?
Kemal Ayyıldız 
Hazret-i Musa aleyhisselam Tur'daki duasinda der ki :
- Rabb'im, sen kullarindan ne zaman razi olursun bildir de, ben de kullarina bildireyim. Onlar da senin razi olacagin sekilde dusuncelerini duzeltsinler.
Soyle buyurur Rabb'imiz :
- Kullarim benden ne zaman razi olurlarsa, ben de onlardan o zaman razi olurum!.. 
DERTLİ BİRİ, ağlayıp inlemekteydi. Oradan geçmekte olan Şiblî, adamın halini görüp ağlayışının sebebini sordu. Adam dedi ki: “Şeyhim! Bir sevgilim vardı. Güzelliği canıma can katıyor, ömrümü arttırıyordu. Öldü. Ben de derdinden ölüyorum. Yasıyla gözüme âlem kara görünmede.”
Şiblî dedi ki:
“Mademki gönlün bu yüzden perişan, bu yüzden kendinden geçmişsin, neden boyuna yaslanıyor, ağlayıp duruyorsun? Yeniden bir sevgili tut. Fakat bu sefer ölmeyen bir sevgiliye âşık ol da, derdiyle böyle ağlayıp inleyerek ölmeyesin!”
İsmail Örgen 
Yalniz Biri iste; baskalari istenmeye degmiyor.
Biri cagir; baskalari imdada gelmiyor.
Biri talep et; baskalari layik degiller.
Biri gor; baskalari her vakit gorunmuyorlar, zeval perdesinde saklaniyorlar.
Biri bil; marifetine yardim etmeyen baska bilmekler faydasizdir.
Biri soyle; Ona ait olmayan sozler malayani sayilabilir."
Ey nefsim! Kalbim gibi agla ve bagir ve de ki:
Faniyim, fani olani istemem. Acizim, aciz olani istemem. Ruhumu Rahmân'a teslim eyledim; gayr istemem. İsterim, fakat bir yâr-ı bâki isterim. Zerreyim, fakat bir şems-i sermed isterim. Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudatı umumen isterim....`
"Dunyanin ister bati tarafinda olsun, ister dogu tarafinda bulunsun, butun insanlar olecektir! Boylece dunyada ne seven kaliyor ne de sevilen: herkes olup gidiyor." Mesnevi
“Butun dunyada maddi asklar fanidir. Zamani gelir ne asik kalir, ne de masuk.. Sayisiz guzellikler oldu. Meshur asklar masal oldu. Su basip gectigimiz topraklarda ne guzeller yatmaktadir.
Seyh Sadi bir beyitinde:
“ Basip gectigin topraga yavas bas, cunku o toprakta bir cok gozler, yanaklar, kemikler vardir. Onlari incitme!” diyor.
Ince ruhlu bir sair de gelip gecici aski su siirinde ne guzel ifade etmis:
“ Bu dunyada butun cicekler soluyor. Butun kuslarin otusleri devamsizdir. Ben ebedi surecek yazlari dusunuyorum. Bu dunyada butun insanlar dostluklarinin ve asklarinin zevaline aglarlar, ben ebedi surecek sevgileri dusunuyorum”
iste sairin ebedi olarak surmesini hayal ettigi sevgi “ilahi sevgidir” Mevlana’nin istedigi sevgidir.
Ey hakikat yolcusu, sen oyle bir askin pesinden kos ki, o ask gelip-gecici olmasin. Sonunda seni ye’se, umitsizlige dusurmesin. Allah askinin zevali yoktur. O askin asiki da masuku da ebedidir.
Hic olmazsa hayatini ilahi ask ugrunda harcayan o bahtli adam, kendini oyle bir fenne, oyle bir hunere feda etmis ki, o feda ediste, o oluste, o mahvolusta yuzlerce hayat vardir.
Hakk’a karsi duyulan askta, onu seven de, onun tarafindan sevilen de olumsuzdur! Oyle bir sevgiye nail olanlar iki alemde de dileklerine ermis, iyi bir ad, san birakmislardir..
Mesnevi tercumesi 3545 / Sefik Can 
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/3/2009 - Aşk Sırrı

Bir zamanlar yaşlı bir adam ah çekmeyi, gözyaşı dökmeyi âdet edinmişti. Bir dostu ona bunun sebebini sordu. O da anlattı: Ben bir köle tüccarıydım. İstanbul'da, 300 liraya bir cariye satın almıştım. Yüzü aydan aydın, dudağı şekerden tatlı bir dilberdi. İşve ve naz mesleğinde onu yetiştirdim. Çok emek çektim. Çok gayret sarf ettim. Pazara götürdüğümde pazar kızıştı, müşteri çoğaldı, fiyat yükseldi. Satmadım, bekledim. İkindi bereketi, silahlar kuşanmış karayağız bir delikanlı atının üstünde çıkageldi. Benim kölemi görünce atından indi, yanına yaklaştı, gülümsedi ve: "Adın ne?" dedi. Kölemin de ona gülümsediğini gördüm. Delikanlı bana döndü ve fiyatını sordu. "Kendisi tam ayar altın bebektir ve tam ayar bin altın eder." dedim. Hiçbir şey söylemedi. Oralarda biraz gezinip oyalandı. Sonra kölenin avucuna gizlice bir şey verip gitti. Akşam olunca bunun yüz altın olduğunu gördüm. Şaşırmıştım. Ertesi gün kölemin değeri daha da arttı. Ben satmayı geciktiriyordum. O gün ikindi vakti o delikanlı yine geldi. Yine kızın avucuna bir şey bıraktı. Baktım, yüz altın daha. Böyle dört gün devam etti. Beşinci gün delikanlıyı takip ettim. Kaldığı yeri öğrendim. Sordum, soruşturdum. En son atını satmış. Altıncı gün köle pazarına yine geldi. Lakin köleyi yalnızca uzaktan seyretti. O gece kızın elinden tutup delikanlının evine götürdüm. "Benim bu gece acil bir işim çıktı. Bu köleyi sana emanet bıraksam yarına kadar kollayıp gözetir misin?" dedim. Önce kabul etmek istemedi, sonra razı oldu. Ben kaldığım hana döndüm. Gece aralarında nasıl geçer, beraberlikleri ne şekilde yürür diye düşünerek yatağıma oturdum. Gece yarısına doğru kapım şiddetle yumruklanmaya başladı. Açtım. Kölem ağlıyor ve titriyordu. "Sana ne oldu; o genç ile aranızda ne geçti?" dedim. Ağlaması durmuyordu. Neden sonra mırıldandı: -O genç öldü. -Bu nasıl oldu peki? -Sen ayrılınca beni iç odaya aldı. Bana yemek getirdi. Ben yerken o oturup beni seyretti. Elimi yıkamam için leğen getirdi. Sonra bir yatak serdi. Üzerime misk ve gülsuyu serpti. Bana gözlerimi yummamı söyledi. Yumdum. Parmağını yanağıma koydu. "Subhanallah! Bu ne güzel sevgili; ne etkileyici bir güzellik!" diyor, bunu tekrarlayıp duruyordu. Sonra birden, "Allah'ım hata ettim, haddi aştım, affet beni!" dedi ve sonra:
"İnna lillahi ve inna ileyhi raciun"
"Allah'a aitiz ve ona döneceğiz!" ayetini okuyarak haykırdı, düştü.
Gözümü açıp vücudunu sarstım. Canını Allah'a teslim etmişti. Kölem bunları anlattıktan sonra sabaha kadar ağladı ve gün doğarken o gencin adını sayıklayarak ruhunu teslim etti. İşte benim bütün bu ağlamalarım günahtan kaçınarak sevgilerine leke getirmeyen o iki âşıkın anısınadır. O iki temiz ve zarif genç gibisini belki bir gün bir yerde buluveririm diye dünyada dolanıp durmadayım. Yaşadıkça bu arayışımı sürdürecek ve böyle öleceğim. İskender Pala
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/8/2007 - Gel GÖNÜLden konuşalım..
Gönül evi dostundur. Dostun evi gönüllerdir. Gel dost ile kalalım. Gönül evi sonsuzdur. Dost aşkına sevelim. Dost aşkına yanalım.
Aşk gönül işidir. Gönüller bu yüzden aşkı iş edinir. Gel aşkı iş edinelim.
Aşksızlık gönüllerin ecelidir.Aşkla yanalım ikimiz. Aşıklar yanar bilirsin. Aşkta dirilelim ikimiz. Aşıklar ölmez bilirsin.
Gel gönülden kavuşalım! Gel gönülden konuşalım!
“Gel, gel aramıza katıl; biz Hakk’a gönül vermiş aşk insanlarıyız! Gel bize katıl da sevgi kapısından içeriye giriver, Giriver ve evimizde bizimle beraber otur... Gel birbirimizle içten konuşalım, Kulaklardan, gözlerden gizli konuşalım... Güller gibi dudaksız ve sessiz görüşelim, Tıpkı düşünce gibi dudaksız, dilsiz görüşelim... Mademki hepimiz biriz, Birbirimize dilsiz, dudaksız gönülden seslenelim... Madem ki ellerimiz kenetli, Gel bu halden bahisler açalım. El ayak gönül hareketlerini daha iyi anlar, Öyle ise gel dilimizi tutalım, Titreyen gönüllerimizle buluşalım”
(Hz. Mevlana)
Gel gönülden konuşalım!
Dostun nazargahı olan gönülden. O gönül ki; dost onu sevdi, onu beğendi, onu yer bildi. Ona aşkı, ona sevgiyi öğretti. Aşkı bir gök gibi yaydı gönüllere. İşte, oradan sesleniyorum sana...
Gel gönülden konuşalım!
Sözlerin iflas ettiği yerden buluşalım. Sükuta boyansın her yer. Sükut boyasın her yeri. Yürekten selamlaşalım. Kapat gözlerini. Gözlerin kendiliğinden kapansın. Kalbinden kalbime, kalbimden kalbine yollar açalım.
Göz göze gelsin gönüllerimiz. Bütün azalarımız dil olsun. Sonra vedalaşsın birbirleriyle azalarımızla vedalaşalım.
Gel gönülden konuşalım!
Sarmaş dolaş olsun ruhlarımız. Kulaklardan, dudaklardan gizlice buluşalım. Mesafeler kalksın, ayrılıklar bitsin, acılar dinsin kucaklaşalım. Kanatlansın ruhlarımız, ruhlarımız şaha kalksın. İçimizdeki aydınlığa koşalım.
Gel gönülden konuşalım!
Bağdaş kursun yüreklerimiz gökyüzünde. Lal olsun dilimiz, sessizce çığlıklar atalım. Ateşin kelimeler sarsın her yanı. Ateşten cümleler kuralım.
Gel gönülden konuşalım!
Sen sema ol, ben heva. Her nefes dol içime, her nefes birlikte yol alalım. Sessizce yağalım bulutlardan. Bulutlar sessizce ağlasın bize. Gökkuşağından alalım rengimizi. Gök kuşağına tutunalım. Gök kuşağı tutsun bizi, karışalım.
Gel gönülden konuşalım!
Gözyaşı kadar sıcak olsun sözlerimiz. Gözyaşı kadar içten. Gözyaşı kadar berrak. Usulca süzülsün ruhlarımızdan; teker teker, tane tane, coşkun ırmaklar kadar pak. Yetmezse bildiklerimiz, bilemediklerimiz için ağlaşalım. Gözyaşı rahmettir, gözyaşı berekettir, gözyaşı rahmettir; gözyaşıyla tanışalım, gözyaşı ile tutuşalım.
Gel gönülden konuşalım!
En mahrem yerinde gecenin, en mahrem sözlerle anlaşalım. Sırları paylaşalım. Sınırları aşalım. Sırların katibine bahisler açalım. O yazsın biz susalım. O sussun biz konuşalım.
Gel gönülden konuşalım!
“gel, aramıza gir. Biz, Hak aşıklarıyız. Gel aramıza katıl da sana aşk bahçesinin kapısını açalım. Gölge gibi evimizde otur, biz Hak güneşinin komşularıyız. Biz, can gibi göze görünmüyoruz, aşıkların aşkı gibi izimiz, nişanımız da yok. Fakat eserlerimiz sende, senin önünde, çünkü biz can gibi hem gizliyiz, hem de apaçık ortadayız. Sen, her neden bahsediyorsan, onlardan da yücelere, daha ötelere bak, biz ötelerin de ötesindeyiz. Sen, su gibisin, kafat çukurda kalmışssın mahpussun. Kendine bir yol aç da bize katıl, çünkü biz Hakka’a doğru akan bir seliz.”
(Divanı-ı Kebir)
Gel gönülden konuşalım!
Gönül evi dostundur. Dostun evi gönüllerdir. Gel dost ile kalkalım. Gönül evi sonsuzdur. Dost aşkla sevelim. Dost aşkına yanalım. Aşk gönül işidir. Gönüller bu yüzden aşkı iş edinir. Gel aşkı iş edinelim. Aşksızlık gönüllerin ecelidir.
Aşkla yanalım ikimiz. Aşıklar yanar bilirsin. Aşkta dirilelim ikimiz. Aşıklar ölmez bilirsin.
Gel gönülden kavuşalım! Gel gönülden konuşalım!
Mustafa DEMİRCİ- Aşkın Hükümranlığı
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
13/8/2007 - Ah minel Aşk

Bir gece sohbet ederlerken kapı vurulmuş, dışarıdan kalabalık bir güruh;
”Şeeeems dışarı çıııııkkk!” diye bağırmıştı.
Mevlana yaklaşan acı kaderi sezmişçesine:
”Çıkma” diye yalvardı.
Zat boyutundan, Hikmetten öte Kudretten bakan Şems gülümsedi:
”Telaşlanma, verdiğimiz sözü tutma vakti gelmiştir” diyerek kapıya yöneldi.
Mevlana: "Ne sözü, nereye, niyeee?" diye yapıştı ellerine…
Şems, yıllardır sakladığı sırrı söyledi:
"Şam’da Rabbime yalvarmış, aşkımı seyredeceğim bir ayna istemiştim. Rabbim seni verdi, sende seyrettim…"
İyi işte, seyre devam edelim, dedi Mevlana.
Şems; ”Rabbim de bana demişti ki, o aynayı verirsem ne bağışlarsın?
Tereddütsüz şöyle demiştim; Başımı veririm!...”
Şems dışarı çıktı. Sadece bir “Allaaaah” nidası duyuldu.
Ay ışığında yerde üç beş damla kan seçiliyor, ama ne baş, ne ceset, ne de katiller gözükmüyordu!…
Aşkları sır olmuştu.
Mevlana’yı sahiplenenler, Onu paylaşmak istemeyenler şehit etmişti Şems’i.
Aşkın doğasıydı en yakın çevrenin tahammülsüzlüğü!…
Aşkın doğasıydı Firkat!..
Mehmed Doğramacı

"Allah, gönlü kırıklarla beraberdir."
Hadîs-i şerîfte buyurulur:
"Mûsâ -aleyhisselâm- Cenâb-ı Hakk'a bir ilticâsında:
"- Yâ Rab! Seni nerede arayayım?" dedi.
Allâh Teâlâ buyurdu ki:
"- Beni, kalbi kırıkların yanında ara."
(Ebû Nuaym, Hilye, II, 364)

Bir sûfi Bağdat pazarını gezerken bir ses duydu.
Bir satıcı; “ Bir hayli malim var, çok ucuza satıyorum,alan yok mu?” diye bağırıyordu.
Sûfi satıcının yanına yaklaştı ve:
“Ucuza satıyorum diyorsun, hiç’e de verir misin?” diye sordu.
Satıcı: “ Git başımdan be adam! Sen deli misin ki? Kim HİÇe karşılık başkasına bir şey verir?"
Sûfi: “Allah veriyor” dedi.
“Üstelik HİÇe karşılık her şeyi veriyor, istersen daha da fazlasını ihsan ediyor.”

|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
//..Birgün akşam olur, biz de gideriz;
Kalır dudaklarda şarkımız bizim..//
Yüreğimi paylaşmaya gelen tüm dostlara merhaba :)
Sizlerden ricam; Şu sanal alemde yürek esintilerime sahip çıkmama yardım edin lütfen; Buradaki yazıları, başka yüreklere de ulaştırmak istediğinizde lütfen altına ismimi ekleyin ya da blog adresimi. Bin teşekkür..
muhabbetle
Son Yazılarım
Aşk, işte böyle bir şey
Ey Hacılar! Nerdesiniz?
Yalnız Allah için çalmalı bazen de..
“Sosyal Zaman Öldürgeci”
D-ü-ş-ü-n-ü-y-o-r-u-m
Zikir, dâim O'nda-O'nunla olmaktır
Sevgili’den Gelen Her şey Tatlıdır
Ölmeyen bir sevgiliye âşık ol..
Beyaz renk kir götürmez..
Daî
Ey Hiç Darılmayanım!..
Paradigmalar
En güzel aşk hikayesi
21. Yüzyılda Rasûlullah'ın Gelini
"Allah seni kendi yolunda ne kadar kullanıyorsa değerin o kadard
“Henüz inmemiş Ayetler”
Dua
Yâr ile ettiğin ahdi unutma!
Hani Rabbim..
Sen ne yaptın ki O en Sevgili teşrif etti evine?
"..... Hayatını kaybetti."
Gönlünü İPlere bağlı tut!
Sobele Kendini!
YALNIZın Halleri
Ol mâhiler ki..
Kategoriler
Arkadaşlarım
|